SES in tam gün yasası hakkındaki görüşleri
1 sayfadaki 1 sayfası•
SES in tam gün yasası hakkındaki görüşleri
[justify]“Sağlık Personelinin Tam Gün Çalışmasına ve Sağlıkla ilgili Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı Taslağı” Görüş ve Önerilerimiz;
Tasarı taslağının genel gerekçe bölümünde uzunca anlatılan “sağlıkta dönüşüm programı” ülkemiz sağlık ortamında önemli sorunlara yol açmakta; kamusal sağlık hizmetlerinden hızla uzaklaşılarak sağlık alanının piyasalaştırılmasına hizmet etmektedir. Program doğrultusunda atılan tüm adımlar sağlıkta özelleştirme uygulamalarını hızlandırmakta ve bunun sonucu olarak sağlık harcamaları hızla artarken sağlık düzeyi göstergelerinde anlamlı bir iyileşme görünmemektedir. Aynı programla sağlık hizmetlerinin bütüncül özelliği -koruyucu sağlık hizmetleri aleyhine, tedavi edici hizmetler lehine- bozulmaktadır. “Dönüşüm programı” ile 657’ye tabi kadrolu istihdam yerine; güvencesiz, sözleşmeli çalışma yaygınlaşmakta; sağlık hizmetlerinin kamusal özelliği ve sürekliliği göz ardı edilmektedir. Kamu görevlileri eliyle sunulması gereken hizmetler hızla taşeronlara devredilmekte, böylece sağlık ortamında parçalı istihdam ve parçalı hizmet sunumuna yol açan kaotik bir ortam oluşmaktadır.
Genel gerekçenin son bölümlerinde “ancak birçok ülke tecrübesi de göz önüne alınarak, sağlık hizmetlerinin piyasa şartlarına terk edilemeyeceği gerçeği ihmal edilemez. Özel sağlık hizmetlerinin makul büyüklükte sınırlanması kamu hizmetlerinin ise ana hizmet sunucusu olarak yetenek ve kapasitesinin korunması gerekmektedir” şeklinde özetlenen yaklaşım son derece önemli ve anlamlı bir yaklaşım olmakla beraber dönüşüm programının bütünlüğü ve özellikle TBMM’de görüşülmeyi bekleyen “Kamu Hastane Birlikleri Pilot Uygulama Yasa Tasarısı”nın muhtevası ile birlikte değerlendirildiğinde ortaya büyük bir çelişki çıkmaktadır. Bakanlığınız sağlık sisteminin sorunlarına yukarıdaki tespiti ile felsefi düzeyde doğru teşhis koymakla beraber, uyguladığı tedavi teşhise tezat oluşturmaktadır.
Sendikamız, sağlık personelinin tam gün çalışmasını kamusal bir sağlık sistemi içerisinde savunmaktadır. Ancak, dönüşüm programı ve bu doğrultuda sağlık hizmetlerini piyasalaştıran bir dizi uygulama ve özellikle “Kamu Hastane Birlikleri Pilot Uygulama Yasa Tasarısı” ile getirilmek istenen; kamu hastanelerinin birlikler halinde oluşturulacak idari yapısı, sağlık birimlerinin taşeronlaştırılması, sözleşmeli, esnek çalışmanın esas alınması, temel ücret yerine performansa dayalı döner sermaye uygulamasının hakim kılınması ve böylece iş güvencesiyle beraber ücret güvencesinin de ortadan kaldırılmasını kamusal bir sağlık sistemi açısından kabul edilemez bulmaktadır. Gerçek anlamda iş, ücret güvencesi ve vergilerle finanse edilerek herkese eşit, ücretsiz, ulaşılabilir, nitelikli sağlık hizmeti sunumunu sağlayacak kamusal bir sağlık sisteminde tam gün çalışma sendikamızın savunduğu temel politikalarımızdan birisidir.
Tasarı Taslağına ilişkin genel olarak görüş ve önerilerimiz şunlardır:
İthal Hekim: Tasarı taslağı ile ithal hekimin önü açılmaktadır. Sendikamızın ithal hekimle ilgili olarak üç konuda itirazları bulunmaktadır.
a) İthal hekimle birlikte uluslar arası sermaye şirketlerinin Türkiye’deki sağlıkta özelleştirme uygulamalarının önünü sonuna kadar açma girişimleri olacaktır. Özellikle sağlık turizmi uluslar arası sermayenin hizmetine sunulacaktır.
b) İthal hekimle birlikte sağlık alanında ucuz iş gücü temini yoluna gidilecektir.
c) İthal hekimin ülkemiz sosyo-kültürel yapısına uygun hizmet vermesinin mümkün olmadığını düşünmekteyiz. Dil probleminin çözülemediği bir yerde nitelikli sağlık hizmetinin verilmesi söz konusu olmayacaktır.
Performansa Dayalı Ücret Sistemi: Performansa dayalı ek ödeme uygulaması 2004 yılından beri uygulandığı gibi hiç değiştirilmeden uygulanmak istenmektedir. Bu sistemi şöyle özetleyebiliriz:
d) Performans sistemi hekim merkezli olup sağlık hizmetinin bir ekip hizmeti olduğu anlayışını reddetmektedir.
e) Performans uygulaması bugüne değin işyerlerindeki çalışanlar arasındaki iş barışını bozmuştur.
f) Performans uygulaması sağlık harcamalarının artmasına neden olmuştur. Nitekim Sağlık Bakanlığı’na bağlı hastanelerin döner sermaye alacaklarının önemli bir kısmının kanunla silinmiş olması ve yakında üniversite hastanelerinin döner sermaye alacaklarının bir kısmının silinmesi için kanun çalışması yapılması, bütçe içerisindeki sağlık giderlerinin abartılı biçimde artması bu iddiamızı kanıtlamaktadır.
g) Tasarı taslağının gerekçe kısmında anlatılan hekim-hasta arasında para ilişkisinin bitirilmesi isteği mevcut performans sisteminde imkansızdır. Doğrudan para alma olayı yaşanmasa bile hastaya yapılan her müdahale yada tedavinin işlem olarak puanlandırılması, tıbbi ihtiyaç olmamasına rağmen hastaların yatırılması, ihtiyaç olmadığı halde ameliyat (sezeryan gibi), tetkik vb. işlemlerin işlemleri arttıracağı kesindir. Para ilişkisinin tümden bitirilmesi için mevcut performans sisteminden vazgeçilerek, alınacak ücretlerin emekliliğe de yansıyacak biçimde temel ücret uygulamasına geçilmesi sağlanmalıdır.
d şıkkında belirtildiği gibi performans sisteminin olmadığı insanca yaşanak temel ücret uygulaması gerçekleşinceye kadar;
Performans sisteminde personele verilmesi öngörülen oranlarda çok ciddi bir adaletsizlik bulunmaktadır. Bu sistemde ücret farkı maaş sistemindeki ücret farkının çok çok üzerine çıkmış 20 kata yakın ücret farkı oluşmasına neden olmuştur. Bu nedenle oranların yeniden gözden geçirilerek özellikle düşük gelir grubunda bulunanların oranlarının artırılması sağlanmalıdır.
Performansa dayalı sistemde verilen ek ödemeler emekliliğe yansıtılmamaktadır. Bu durum çalışırken alınan görece yüksek ücretlerin emekli olunduğunda çok düşük bir ücretle karşılaşılması sonucunu doğurmaktadır. Bunun giderilmesi için kademeli olarak döner sermayeden alınan ek ödemelerin emekli karşılık ve keseneklerinin ödenmesi yoluna gidilmelidir.
Performansa dayalı döner sermayeden ek ödemede taban aylık ve kıdem aylık matraha dahil edilmediğinden, düşük oranlarda ücret alanların aleyhine bir durum oluşmaktadır. Oranlarının artırılmaması halinde taban aylık ve kıdem aylığın matraha dahil edilmesi sağlanmalıdır.
Sendikamız performans sistemi uygulamaya geçmeden önce de Sağlık Bakanlığı’na değişik kereler sunduğu tekliflerde havuz sistemi kurulmasını önermiştir. Bu sistemde tüm gelirle belli bir havuzda toplanacak ve personele bu havuzdan görevine, mesleğine ve öğrenim durumuna göre belirlenecek kriterlere uygun olarak ek ödeme yapılacaktır. Bu sistemle performans sisteminin olumsuzlukları giderilmiş olacak, personel arasındaki ücret adaletsizliği en alt seviyeye inecek, bölgeler-iller-hastaneler-basamaklar arasındaki ücret farklılıkları kapanacak ve en önemlisi de sağlıkta israfın önüne geçilecek, denetlenmesi daha kolay olacaktır.
Sözleşmeli personele ek ödeme: Üniversite hastanelerinde görev yapan sözleşmeli personelin döner sermayeden ek ödeme almasının düzenlenmesi bir eşitsizliği gidermesi bakımından olumludur. Ancak, Ekim 2007’den itibaren üniversitelerde göreve başlayan 4/B statüsündeki sağlık personelinin hizmetlerinin karşılığı olarak tıpkı Sağlık Bakanlığı’nda olduğu gibi ek ödeme almalarının sağlanması için yasanın yürürlük tarihi Ekim 2007 olmalıdır. Aksi halde yaklaşık 9 aydır çalıştırılıp karşılığında ek ödeme verilmeyen bu personele angarya hükümleri uygulanmış olacak, eşitliğe aykırı bir durum yaratılacaktır.Görev Tazminatı Tüm Personele Verilmelidir: Tasarı taslağı ile tüm sağlık personeli açısından tam güne geçilmesi öngörülmektedir. Bu durumda tam güne tabi olan personele verilecek iyileştirmelerden tamamının birden yararlanması gerekmektedir. Ancak tasarı taslağı ile uzman tabip, tabip, diş tabibi ve eczacı ünvanlı personel dışındakilere görev tazminatı verilmeyecek olması büyük bir tezatlık oluşturmaktadır. Sağlık hizmeti ekip hizmeti olduğundan ve tüm personel tam güne tabi tutulduğundan hepsine birden görev tazminatının kadro durumlarına uygun olarak verilmesi sağlanmalıdır. Aksi halde eşit yükümlülüklere tabi tutulanlar arasında eşitsizlik yaratılmış olacaktır. Çalışma Saatleri Ve Fazla Çalışma: Tasarı taslağı ile haftalık mesai süresinin 40 saate indirilecek olması bu alandaki 12 Eylül hukukunun sona ermesi anlamına gelmektedir. Bu sağlık personeli açısından olumlu bir gelişmedir. Ayrıca nöbet ücreti ödenmesinde 25 yatak sınırının kaldırılması ve nöbet tutan tüm personele nöbet ücreti verilecek olması olumlu gelişmelerdir. Ancak bu konuda çeşitli sorun alanları yaratılmıştır.
h) Nöbet tutmada ve icap nöbetine kalmada herhangi bir saat sınırının getirilmemiş olması fazla çalıştırmanın önünü sonuna kadar açmaktadır.
i) İcap nöbetine kalmada herhangi bir kıstasın olmaması özellikle sayısal açıdan az bulunan branşların 365 gün icapçı kalmasına neden olmaktadır. Bu durum çok büyük sakıncalar doğurmaktadır. İcap nöbetine kalmayla ilgili objektif ve personel aleyhine sonuç doğurmayacak çeşitli kriterler belirlenmelidir. Aksi halde, hizmet veren personelin sağlık ve sosyal açıdan nitelikli hizmet vermesinin önü kesilecektir.
İyonizan radyasyon kaynaklarıyla çalışanların mesai süresi artırılmamalıdır: 6 Ekim 2007 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan Kamu Sağlık Hizmetlerinde İyonlaştırıcı Radyasyon Kaynakları ile Çalışan Personelin Radyasyon Doz Limitleri Hakkında Yönetmeliğin 8. maddesinde bu personelin çalışma düzeniyle ilgili düzenlemelere yer verilmiştir. Sağlık Bakanlığı Tedavi Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nün 08.10.2007 tarih ve 21025 sayılı genel yazısı ile bu personelin çalışma süresi günlük 5 saatten 9 saate çıkarılmıştır. Sendikamızın açtığı davada, Danıştay 12. Dairesinin 2007/5157 sayılı dava dosyasında Sağlık Bakanlığı savunması gelinceye kadar yürütmeyi durdurma kararı verilmişti. Sağlık Bakanlığı savunması geldikten sonra Danıştay 12. Dairesi 5. Daire ile beraber verdiği kararda önceki yürütmeyi durdurma kararını kaldırarak, yürütmeyi durdurma istemimizi oy çokluğu ile reddetmişti. Sendikamız bunun üzerine itirazını yapmıştı. İtiraz üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu yürütmeyi durdurma kararı vererek, radyoloji çalışanlarının günlük mesaisinin 5 saat olarak devamına karar vermiştir. Danıştay kararı doğrultusunda hareket edilerek, radyoloji çalışanlarının sağlık açısından zorunlu olan günlük 5 saatlik çalışma süresi aynen korunmalıdır.
İş güvenceli ve yeterli istihdam:Tasarı taslağı ile kamuda tam gün çalışmanın düzenlenmesi sağlanmış ancak sağlık personelinin iş güvencesiyle ilgili herhangi bir düzenleme yapılmamıştır. Sağlık Bakanlığı ve üniversite hastanelerinde sayıları 50 bini geçen sözleşmeli personelin iş güvencesinin sağlanması için kadroya alınması gerekmektedir.
Yasa tasarısı taslağı bu haliyle kamusal sağlık hizmetlerinin özelleştirildiği esnek, kuralsız, iş ve ücret güvencesinden yoksun çalışmanın yaygınlaşacağı bir sağlık ortamında sağlık personelinin tam gün çalışmasına ve bu haliyle “tam gün köleliğe” hizmet edecektir. Dönüşüm programından vazgeçilerek gerçek anlamda kamusal bir sağlık sisteminin inşa edileceği bir sağlık ortamı yaratılması gerektiğini bir kez daha ifade ediyoruz.
[/justify]

Kapı



